bekar > sabah kalkar karnı aç değildir. ama standartlaşmış bir fonksiyon olarak her zaman gittiği poğaçacıdan aldığı poğaçalarını, her zaman gittiği çaycıya giderek midesine indirir. sabah kahvaltınızı ne kadar iyi yaparsanız güne o kadar iyi başlarsınız diyen profösörleri "kim onlar be" diyerek elinin tersi ile iterek günlük protein,vitamin,mineral gereksinimlerini 2-3 poğaçadan 2 bardak çaydan yudum yudum alarak sabahını kemale erdirir.
a -hanımı kahvaltıyı hazırlamıştır. ama o da her insanın sabah kalktığında olduğu gibi karnı aç değildir. hareket etmemiştir ki. sadece yatak,tuvalet ve mutfak arasında kısa bir yürüyüşe çıkmıştı ya. gelir sofraya oturur. bir parça ekmek,bir parça peynir,birkaç zeytun,birkaç yudum çay. (tanıdık geldi dimi !). karnı aç değildir ama ileride karnının acıkacağından adı gibi emindir.yüzünden okunuyordur. tecrübesiyle de sabittir. fikr-i isyanlar içinde midesinden inen kahvaltısını yemeye çalışır.
unutna sakın! ne kadar iyi kahvaltı bir o kadar performans,dinçlik,hayatın anlamı,sağlık vesaire.. profesörler diyor ben değil.
evli > zaten işe başvurduğunda hanımı ile "öğle yemeği işyerinden verilmelidir" mütalaasını en baştan yapmışlardır. tasaruuf devri. işe başvuruda yapılan bu fikir birliği ! yeterde artar. evliler arasında bir yakınlaşma da vardır. bekarlara gıptalar ile temaşa edilir. amma gelenek üzere dışta bir ayıplama vardır. "ulen sizi gidi beleşçiler. günü birlikçiler. savurgan tavşanlar ." ben kaplumbağa tanıştığımıza memun oldum.
evli >"alo. aşkım akşam ne yapayım sana". "canım fark etmez. senin elinden her şeyi yerim." yine aynı yemekler,aynı sohbetler. farklı olmayan bir akşam daha masa başında geçer gider.
evli >"hanım sen kendine ne alırsan al. ben bayramda alırım. zaten ayakkabımda sağlam gerek yok şimdilik."
evli > "hay Allah sus be. buda nereden çıktı şimdi ya hu. şimdi birisi duyacak yanlış anlayacak. hanımın kulağına gitmez inşallah. yanarım."
işte tiyatro böyle sahneler ile sürer gider.
bekarın hayatını pusulasız gemiye benzetenler var. yada bozuk pusulaya !. tek düşünür,ama hepimiz kardeşiz türküsünü söyleyip durur. deliye her gün bayram hesabı deli dumrul gibidir. "hayır beni kovamazsın. ben istifa ediyorum uleen". bekara karı boşamak kolay tabi.
gülü seven dikenine katlanır hesabı. her seçenekte iyi-kötü yönler olmayacak mı ? helbette.
evlinin pişmanlığı bekarken para biriktirememek. böyle devir daim eder hayat çarkı.
ama hep mutlu olan şöyle düşünendir.
güzel bakan güzel görür,güzel gören güzel düşünür,güzel düşenen de hayatından lezzet alır. o zaman bir şey olduğunda her zaman iyi yönlerini düşün. hep güzel tarafından bakabil.
utanma ki sonradan pişman olma. "ah keşkem keşkem keşkem" ibonun şarkısı. senin olmasın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder